Üsküdar’da kutsal ziyaretler
17 Ağustos 2010 , Salı
İstanbul’un en güzel yanı sahile inip karşıya baktığınız her yer karşıdır. Kadıköy’den Sarayburnu’na bakınca da karşı, Beşiktaş’tan Üsküdar’a bakınca da gördüğün karşıdır. Hep karşıya geçeriz bu yüzden. Şimdi gelin Beşiktaş’tan karşının camilerine bir de Ramazan gözüyle bakalım.
Şimdi sizinle serin bir yolculuğa çıkıp Beşiktaş’tan Üsküdar’a püfür püfür bir yolculuk yapalım. Bilmem bilir misiniz ama İstanbul’da iki tane Mihrimah Sultan Camii vardır. Biri Edirnekapı’da, diğeri Üsküdar’dadır. Mihrimah Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızıdır ve adı çok anlamlıdır. Nisan ayında mehtap yani Mah, Çamlıca sırtlarından yani Mihrimah Sultan Camii’nin iki minaresi arasından doğar. Mihr, yani güneş, Edirnekapı’dan aynı çizgide Mihrimah Camii’nin kubbesi üstünden batar. Acaba Mimar Sinan için bu ilginç bir tesadüf müydü yoksa bu ismin hakkını mı teslim ediyordu varın siz düşünün. Benim önerim bu iki camiyi nerede olursanız olun “karşıya” geçerek görün.
Kaldı ki karşıya geçtiğinizde vaktiniz varsa Üsküdar’da bir cami daha var mutlaka görülmesi gereken.
Üsküdar'da vapur iskelesi çıkışının sağında deniz kıyısında Mimar Sinan'ın yaptığı bir diğer cami de zarif bir biblo gibi görünür. Şemsi Ahmet Paşa Camii, diğer adıyla Kuşkonmaz Camii.
Rivayete göre Şemsi Paşa çok titizmiş. Sokollu’yla da rakip olan paşa bir gün vezire, “Senin külliyeye kuşlar pislemiş” diye takılmış. Vezir de “Gökyüzüne açık olan her mekan kuşlardan nasibini alır” diye cevaplamış. Şemsi Paşa, adına bir cami yaptırmayı planladığında Sinan’a gidip hiç kuşların konmadığı bir yer olup olmadığını sormuş. Sinan da Üsküdar’da kuzey ve batı rüzgarlarının kesiştiği bir derya kıyısı bulunduğunu ama denize doğru kayma riskinden dolayı bir mekan inşa etmenin zor olduğunu söylemiş. Ama paşanın ısrarını kıramamış ve Kuşkonmaz Camii’ni yapmış.
Ve Üsküdar’de son bir cami daha var hem de yakın bir tarihten. Şakirin Camii, Karacaahmet Mezarlığı’nın hemen girişinde bulunan bu modern camiyi ve mimarisini mutlaka görmek gerekli. İç dekorasyonunu mimar Zeynep Fadıllıoğlu’nun yapması nedeniyle “bir kadın tarafından tasarlanmış ilk cami” olarak tanınır. Caminin adı, Arapça “müteşekkir” anlamına gelir.
Fotoğraflar: BEYZA AVCIOĞLU
Paylaş
Paylaş
![]() |
Arkadaşına Gönder |
![]() |
Arşivime Ekle |





