Parmağınızı Bu Prize Sokabilirsiniz: Santral İstanbul
10 Haziran 2008 , Salı
İstanbul bugüne kıyasla “çekirdek bir kent” iken onu tek başına ürettiği enerjiyle besleyebilmiş Santral, bugün bu işlevini bambaşka bir düzlemde (ama aslına bakarsanız aynı etkinlikte) sürdürüyor. Günümüz ziyaretçisinin gözüne fütürist bir filmden (mesela Terry Gilliam’ın Brasil’i) fırlama görünen devasa aygıtlar, tarihten bir kesit sunmanın yanı sıra bitmez tükenmez de bir “yakıt” kaynağı düş gücü için. Santralin müzeye dönüştürülmesindeki ustalık burada kendini ortaya koyuyor. Saydam yürüyen merdiven gibi unsurlarla modernite akıcı bir biçimde eskiye bağlanıyor. Ve kendinizi bu zamanın otobüsüyle geçmiş zaman içinde bir gezi yapar algılıyorsunuz.
Bir yeri gezerken her şeyi de hayal gücüne bırakmamalı, dağarcığa biraz da “onaylanmış bilgi” katmalı derseniz, Bilgi Üniversitesinden seçilmiş öğrencilerin (hoş, bilgili gençler) rehberliğinden de yararlanabilirsiniz. Santral’e eklenen ilgi çekici bilim gereçlerini (Tesla’nın kıvılcım fanusu, kendinizi yılan gözünden gördüğünüz termik kamera vb.) bu rehberlikle daha iyi değerlendirmek mümkün.
http://www.santralistanbul.com
Gelelim bu düş mekanının hoş bir tamamlayıcısı olup çıkmış Otto’ya: Santral’de ateşi harlanmış hayal gücünüzle içeri girdiğinizde “buraya da böylesi yaraşırmış” dedirten yeme-içme, akşamları da müzik-eğlence yerine. Yüksek tavanından dev denizanaları sarkan Otto, kaotik bir çeşitlilikte nihai bir uyum yakalamış bir mekan. Acemice bir düzenlemede insanı irkiltecek şeyler hiç sekmeden bir araya getirilmiş. Alışılmadıklığını doğalca kabul ettiriyor insana. Buzdolabı kapaklı kapılarıyla tuvaletlerinden natamam (tamamlamak ya da öylece bırakmak size bırakılmış) tavan-duvar örtüsüne, her gidişinizde başka bir köşesini keşfedebileceğiniz, sonu öyle çabuk gelmeyen bir hoş yer.
Santral çevresindeki hareket, havaların ısınmasıyla dışarı taşıyor. Tek dış mekan seçeneği sunan da Otto değil. Arkasına dolandığınızda Bilgi Üniversitesi’nin güzelim eski ağaçlarla bezeli yemyeşil meydanına çıkıyorsunuz. Çimenlerin, toprağın tadına varan öğrencilerin seyri bile gençlik aşısı gibi etkiyor. Dilerseniz onların kafeteryası So’ya “takılabilir”, kulağınızı şimdinin üniversite gençliği jargonuna açıp varsa bu konudaki açığınızı biraz kapatabilirsiniz..
Kafeteryanın karşısındaki Üniversite binasına da şöyle bir göz atmakta yarar var; öğrencilerin yalnızca dillerine kulak vermek değil, sergilenen çalışmalarını da görmek isterseniz.
Santral’de şarj olmaya başlamış bataryaların bir de böyle bir Gençlik Irmağı’ndan geçirilmesiyle rutinin dışına çıkıveren bir zaman geçiriyor insan.
Önemli bir not: Santral İstanbul ile Otto pazartesi günleri kapalı.
![]() |
Arkadaşına Gönder |
![]() |
Arşivime Ekle |





