Oyuncakların Müzesi
22 Şubat 2008 , Cuma
Daha sokağına girdiğinde keyifleniyor insan! Birörnek duvarlar, parke taşı döşeli yol ile düzenlenmiş sokak perspektifinde, görmeye pek alışkın olmadığımız bir uyum ile hazırlanıyor gibiyiz az sonra görüp yaşayacaklarımıza. Geçmişlerimizde çıkacağımız o tatlı-hüzünlü-sevinçli zaman yolculuğuna..
“Müze” haline getirilmiş beyaz konağın gümüş rengi zürafalar biçimindeki sokak lambalarına geldiğimizde gülümseme bir kulağımızdan diğerine yayılıyor.
Adımımızı oyuncaklar aleminden içeri attığımız an, yetişkinliğimiz de eşikte kalıyor. “Ben seni burada bekleyeyim, gir, gönlünce dolaş çocukluğunda” der gibi.
Öyle de oluyor. Tavan arasından (sallanan atlar, şapka kutuları (?), tahta bavullar, oynanmaktan yıpranmış bebekler, şemsiyeler.. Tavan arası işte..) başlayarak ahşap merdivenlerden kat kat inip temalarına ve zamanlarına göre sınıflanmış, dünyanın dört bucağından oyuncakların arasına dalıyorsunuz. Temalarla iç içe mekan düzenlenmesi (kompartman biçimli bir bölümde sergilenen trenler sözgelimi; cam kapaklı tahta valizler, bir tren penceresi, ranzası boyunca çeşit çeşit tren), bu alemin daha da derinlerine alıp götürüyor sizi.
Unutulup gittiğini sandığınız nice anı canlanıveriyor. Oyunlarınızın, oyuncaklarınızın anılarına sinmiş kokular, dokunuşlar, hisler dalga dalga genişleyerek içine o zamanların tüm duyumsamasını alıveriyor.
“Ah, şu teleferik! Uzun bir ayrılığın kavuşmasında getirmişti babam!”
“Şişirilen balonla suda yüzen şu teneke tekne!”
Bir yandan geçmişinizi gezerken (yaşımız kaç olursa olsun, bizim de elimizden, hayal gücümüzün hünerinden geçmiş nice oyuncak var) bir yandan da “oyuncak” kavramının zaman içinde aldığı yolu izliyorsunuz. Geçen yüzyıl başından binbir ayrıntılı oyun evlerinden 60’lı yılların –Rus, Amerikan ve Türk!- teneke uzay gemilerine. Oyuncak askerlerdeki, içine Hitler ve diğerleriyle 3.Reich dönemini de alan çeşitliliğe. Bez bebeklerden Barbie’lere. Hepsinin atası sayılacak tarihöncesi çağların pişmiş toprak oyuncaklarının replikalarına.. Çocuklarımıza oynasınlar diye neyi nasıl sunduğumuzun da müzesi burası.
Eşikte bekleyen yetişkin yanınızla buluştuğunuzda rengarenk bir duygu banyosundan çıkmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Mutlu ve hüzünlü.
Sitesinde denildiği gibi, “Sunay Akın’ın hayali ve gerçeği” burası, evet!
Ama yalnızca onun mu?
Teşekkürler Sunay Akın!
Ömerpaşa Cad. Dr.Zeki Zeren Sok. No.17 – Göztepe
Tel. 0216. 359 45 50-51
www.istanbuloyuncakmuzesi.com
Paylaş
Paylaş
![]() |
Arkadaşına Gönder |
![]() |
Arşivime Ekle |




